arama

Cinderella’nın Gerçek Yüzü

CinderellaFeat
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Didem

Bazen tanıdığımızı sandığımız insanların tamamen farklı olduklarını sonradan anlayabiliriz. Ya onlar kendilerini yanlış yansıtırlar, ya saman altından su yürütürler, ya da bir aracı olur ve bu kimseler bize güzel his ve ilham versin diye onları farklı anlatırlar.

Arkadaşlarınız sizi hayal kırıklığına uğratabilir, bazen de aileniz. Bense çok sevdiğim bir masal karakteri tarafından hayal kırıklığına uğratıldım. Bu yazımda sizlerle iyi kalbi ve her zaman olumlu bakışıyla, bu haliyle bugün bile kalbimi ısıtan Cinderella’nın gerçekte kim olduğunu anlatacağım.

Cinderella bu zamana dek birçok farklı yönetmen tarafından sinema perdesine uyarlandı. Bunlardan en popüleri 1950 yılında çıkan Disney yapımlı Cinderella animasyonu ve yine Disney imzalı 2015 yapımlı Cinderella filmidir. Tertemiz kalbi ile meşhur olan bu Disney prensesinin hikayesini hepimiz biliriz. Üvey annesi ve kardeşleri tarafından hor görülen Cinderella onlara karşı her zaman naziktir, evin hizmetçisi haline gelmesinden insanlara yardım etmeyi sevdiğini de anlarız. Anasız babasız öksüz yetim kızımızın hikayesinde en büyük dileği baloya gitmektir. Sersefil hayatında bir gece de olsa eğlenmek ister. Peri annesi tarafından bu dileği gerçekleştirilen Cinderella’mıza prens anında vurulur ve o gece kaçarken ayakkabısını düşüren bu tatlı mı tatlı genç kızı aramaya koyulur. Ve en sonu hepimizin bildiği gibi mutlu sondur, kavuşurlar, Cinderella üvey anne ve kardeşlerini affeder ve mutlu bir hayat sürer. Aslında bu Disney’in küçük masum çocuklar için yazdığı ilham verici senaryodur. Gelin gerçeğini inceleyelim.

Cinderella, ünlü Grimm Kardeşlerin yazdığı bir kısa hikayedir. Bu kısa hikayeler o dönemde gençler için yazılırdı ve evlenme yaşı erken olduğu için, bizim bugün genç dediğimiz yaş 18, çocuk dediğimiz yaş 10 yaşken, o dönemde genç denilen yaş 10, çocuk denilen yaş da bunun yarısıydı. Yani Cinderella günümüzde bizim çocuk dediğimiz 10 yaş civarı insanlara hitap edip daha masum bir hal alırken, o dönemde ise bu vahşi ve korkunç hikaye 10 yaşındaki gençlere hitap ediyordu.

İzin verirseniz hikayemizi size özetleyip incelemeye başlamadan önce, kavramları daha iyi kavrayabilmeniz adını kısa bir peri masalı tanıtımı yapayım.

Peri Masalı: Mutlu sona sahip olan kurgulardır. Olağanüstü olaylar ele alınır, periler ve prensesler yoğunlukla kullanılır.

Sıkıntı İçerisindeki Kız: Disney versiyonu düşünüldüğünde bu kız Cinderella’nın ta kendisidir, ana kadın karakterdir. Bir prens veya benzeri biri tarafından kurtarılmayı bekleyen, iyi kalpli karakter, hikayenin sonunda prenses veya kraliçe olacağını bildiğimiz karakterdir kısaca.

Baştan Çıkaran Kadın: Bu kadın, hikayenin kötü kadınıdır. Tek amacı sosyal statüsünü yükseltmek, kralı, prensi veya hikayede kullanılan en soylu erkeği baştan çıkarmayı hedefleyen karakterdir. Amacı aşk değildir, tek dileği güzelliğini kullanarak o adamı baştan çıkarmaktır. Peri masallarında genellikle bu figür cadıdır veya büyü kullanan bir başka varlıktır.

Peri Anne: Sıkıntı içerisindeki kıza yardım eden büyülü varlık.

Kavramları tanıdığımıza göre hikayemizi anlatmaya başlayabiliriz.

Her şey tıpkı masaldaki gibi başlıyor. Cinderella’mız annesiz bir kız ve babası da iki kızı olan bir kadınla evlenmiş. Masala göre en büyük farklarımızdan biri burada baş gösteriyor; hikaye boyunca Cinderella’nın babası yaşıyor, halbuki masal versiyonunda onun ölümünün ardından kızımız hizmetçi haline geliyordu. Cinderella ve babası birbirlerini önemsemeyen iki karakter. Hikaye anlatımında Cinderella’nın babasından asla ‘baba’ olarak bahsedilmiyor, ‘o adam’ olarak bahsediliyor. Prens ve yardımcıları geldiğinde de Cinderella’nın babasının kızlarından bahsederken onu saymadığını da önden belirtmek isterim. Disney versiyonlarında kızının üzerine titreyen baba, asıl versiyonda kızını önemsemiyor bile, çünkü kızı onu baba yerine koymuyor.

Şimdi en önemli bilginin meydana geldiği olayı anlatalım. Hatırlarsanız masal versiyonunda Cinderella’nın babası çıktığı bir iş gezisinde ölüyordu. 2015 versiyonunda üvey kızları da dahil olmak üzere üç kızına da seyahatten ne getirmemi istersiniz diye soran baba, aynı olayı kısa hikayede de gerçekleştiriyor. Cinderella iki versiyonda da babasından, başına değen ilk dal parçasını getirmesini istiyor. Filmde bu olay daha duygusal ve masum gösterilirken kısa hikayede babası bu durumu anlamamasına rağmen yine de istediğini yapıyor ve döndüğünde başına değen ilk dal parçasını kızına veriyor.

Dal parçasını alan Cinderella durduk yere ne oldu kızım dedirtecek biçimde koşarak annesinin mezarına gidiyor ve üzerine kapanarak ağlıyor. Ve birden toprağın üzerinde bir ‘yakışıklı’  bir fidan beliriyor. Evet fidanın tasviri yakışıklı.

Cinderella’nın annesi hakkında bildiğimiz en büyük gerçek; annesinin her zaman kızının yanında olacağıdır. Kulağa fazla garip gelmiyor mu? “Bana ne zaman ihtiyacın olsa orada olacağım.” Ölü birine neden ihtiyaç duyulsun? Nerede olacaksın?

Ertesi gün, prens birden evleneceğini duyuruyor ve balo davetiyesi geliyor. Tamam artık büyük sırrı açıklamanın zamanı geldi. Cinderella bir cadı! Evet ciddiyim, kızımız aslında büyü yapan bir cadı.

İnsan hiç kuşkulanmaz mı, bu kız babasının başına dalın değeceğini nereden biliyor? Biliyor, çünkü geleceği görebiliyor ve bu sayede dalın ona gelmesi gerektiğini anlıyor. Annesi neden her zaman yanında? Çünkü canlı ve ölü iki şeyden büyü yapabilirsiniz. Cinderella’nın gözyaşları canlı, annesinin toprağı ölü ve sonucunda da yakışıklı bir ağaç fidanı doğuyor. Bu fidan prensin ta kendisi. Cinderella ilk dalı, gözyaşlarını ve annesinin toprağını kullanarak prensi evlenmeye karar vermesi için büyüledi. Peki bu yaptıkları onu kötü biri yapar mı? İncelemeye devam edelim.

Cinderella baloya kendisi hazırlanıyor, beyaz güvercinlerin yardımıyla. Bu güvercinler ironik bir şekilde Cinderella’nın kendisini temsil ediyor. Güvercinler masumdur ancak onun güvercinleri pek değil, bunu da ilerleyen kısımlarda anlayacağız. Lakin şunu söylemek isterim ki, güvercinlerin ona yardım etmesi masum bir insan-hayvan ilişkisinden değil, Cinderella’nın onları kontrol edecek güce sahip olmasından geliyor. Geleceği görüp büyü yapabildiği gibi, hayvanlara da hükmedebiliyor.

Şimdi gelelim baloya. Yine Disney versiyonunun aksine, Cinderella cam ayakkabılar yerine altından ayakkabılar giyiyor. Bu ayakkabılar onun zenginliğe açlığını sembolize ediyor. Cinderella şöhretin ve paranın yani prensin peşinde.

Balo esnasında prens onunla üç kez dans ediyor. Üç, İncildeki Kutsal Üçlüye hitap ediyor. Aynı zamanda bir erkeği üçüncü kez etkilemeyi başarırsanız onu avuçlarınızın içine alabilirsiniz kızlar, bu da Cinderella ablanızdan size bir tavsiye olsun. Gelelim ayakkabı düşürme olayına. Kaçarken ayağından düşmüşmüş. Yalan arkadaşlar. Cinderella’nın dilinde buna aşk oyunu deniliyor. Erkekler avlamayı severler, bir kadını elde etmekten onun için çabalamaktan hoşlanırlar. Cinderella da ayakkabısını düşürerek kendisini yardım isteyen kız pozisyonuna sokuyor ve prense gel de beni avla mesajı veriyor. Aslında yardıma ihtiyacı olan zavallı prensken Cinderella kendini masum göstermek için bir oyun oynuyor. Tam da bu noktada Cinderella’nın aslında Sıkıntı İçindeki Kız değil, Baştan Çıkaran Kadın olduğunu anlıyoruz. Prense aşık değil, tek amacı onu kendine aşık ederek Kraliçe olup hem zenginleşmek hem de sosyal statüsünü yükseltmek.

Cinderella isminin anlamı küldür, kül ateşten gelir, ateş de Şeytanın ta kendisidir. Yani aslında Cinderella bir melek değil, Şeytandır.

Balo kısmını, Cinderella’nın baloda kendini küçülterek, görünmez olarak baloda prensten kaçma oyunu oynadığını ve en sonunda da saraydan uzaklaşarak gittiğini belirterek kapatalım.

Sözü fazla uzatmadan en sevdiğim kısma yaklaşalım. Balo bitiyor ve Prens aşık olduğu kızı aramaya çıkıyor. Cinderella’nın büyüsü öyle etkili ki aşık olduğu kızı tanımıyor bile, ayakkabı olursa, tamam o sensin moduna girmiş durumda. Cinderella’nın evine geldiklerinde üvey kız kardeşler ayakkabıyı deniyorlar. Hatta biri kafayı öyle yemiş ki, ayağı girsin diye ayağının ucunu kesiyor. Bunun üzerine ağaçta bir kuş “Ayakkabıda kan var, bu senin aradığın bakire değil” diyerek bir şarkı söylüyor ve kelime oyunu yaparak cinsellikten bahsediyor.

İki kız da denedikten sonra adama başka kızı olup olmadığı soruluyor ve o da yalnızca deforme olmuş Cinderella’sının olduğunu söylüyor. İşte bu cümle, Cinderella’nın iyi biri olmasından kötü biri olmasına doğru değişimini anlatıyor.

Cinderella ayakkabıyı deniyor, tam oturuyor ve kuş bu sefer “Ayakkabıda kan yok, bu aradığın bakire” diye bir şarkı tutturuyor.

Cadı kızımızın işkencesi burada bitti derseniz yanılıyorsunuz, şimdi en sevdiğim kısma geçiyoruz.

Düğün günü gelip çatıyor ve Cinderella kız kardeşlerine cezalarını gösteriyor. Olay tam olarak şu şekilde oluyor;

İki güvercin uçarak yanyana yürüyen iki kız kardeşten birinin sol, birinin sağ gözünü parçalamaya başlıyorlar. Burada dikkat etmemiz gereken kısım, ikisi de birbirlerinin gözlerinin parçalandığını görebiliyorlar. Bu hayatta en son isteyeceğiniz şeylerden biri kardeşinizin acı çekmesidir. Cinderella bu kız kardeşlere duygusal acıyı yaşatıyor. Ardından gözünüz parçalandığında en azından diğer gözüm var diye avunmaya çalışırsınız, ama bir anda diğer gözünüze de kuşlar uçuşur, bu da psikolojik acıdır. Yani Cinderella iki acı türünü de kız kardeşlere yaşatıyor. Herşey olup bittiğindeyse kendini “Ben yapmadım, kuşlarım yaptı çünkü bana yapılanlar zorlarına gidiyordu.” şeklinde savunuyor. Önceden belirttiğim gibi kuşlar Cinderella’nın kontrolü altındaydı, yani evet, Cinderella yaptı.

Kısa hikayemiz bu şekilde, Cinderella için mutlu bir sonla bitiyor. Hikayemizdeki yegane iyi ve masum karakter Prens, o da salaklığından dolayı kullanılıyor. Üvey anne ve üvey kız kardeşler kötü karakterler lakin kötünün kötüsü olan Cinderella da var.

Şimdi Disney versiyonunu tercih ediyorsunuzdur sanırım, ben o Cinderella’yı hayal etmeye devam ediyorum çünkü.

Bu yazıdan sonra sizlerle paylaşmak istediğim çok kısa hikaye var,  Kısa Hikaye dersinde işledikçe de beğendiğim hikayeler çok oluyor. Hepsinin sizi şaşırtacağından ve şoka uğratacağından eminim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere!

 

etiketlerETİKETLER